array

Yazdır

İNSANIZ

 

 

İSTEMEK

Ocak ayında olmamıza rağmen dışarıda ılık ve hafif yağmurlu bir hava vardı. Yerler ıslak ve karlı olduğu için otobüse zor yetiştim. Otobüs, çok kalabalıktı. Zar zor otobüsün arka bölümüne geçtim. Otobüs, okulun yakınındaki dik bayırı çıkarken düşeyazdım. O anda koltuklardan birinin sırtını tuttum. Neyse ki korktuğum başıma gelmedi. Koltukta oturan bayanla göz göze geldik. Neden bilmiyorum ama onunla konuşma ihtiyacı hissettim. Kadının kucağında küçük bir bebek vardı.
-Kaç yaşında, dedim.
Kadın soğuk bir tavırla:
-Dokuz aylık, dedi.
Bebeğe baktığımda rengi biraz soluktu ve ayakkabıları yoktu. Sadece çorapları vardı. Bebeğin ayaklarına bakarak:
-Ayakları üşümesin, dedim.
Annesi:
-Ayakkabıları var, evimiz zaten çok sıcak oluyor, dedi.
Fakirlik utanılacak bir durum mu ki insanlar neden fakir olduklarını saklamaya çalışıyor. O kadın: “Neden bebeğimin ayakkabısı yok!” diyemedi. Neden yoksunluklarımızı ya da ihtiyaçlarımızı başkalarına söylerken utanırız, çekiniriz?
Belki de sadece Mevlânâ’nın Mesnevî’sindeki Hz Musa ile fakir çobanın hikâyesindeki çoban gibi duamızda içtenlikle ve samimiyetle isteriz.

 

UTANMAK

Sıra arkadaşım Büşra, isteği üzerine öğretmenimizin ceketini öğretmenler odasından almak için gitti. Ceketi almadan sınıfa geri döndü. Öğretmenimiz merakla sordu.
-Büşra, neden ceketimi getirmedin?
Büşra görevini başaramadığı için suçluymuş gibi:
-Diğer öğretmenlerimizden bazıları masada yemek yiyordu. Utandım, dedi.
Kendimi onun yerine koydum ve düşündüm.
Acaba, Büşra yemek yiyen öğretmenlere rağmen öğretmenimizin ceketini öğretmenler odasından alıp gelseydi utanmaz biri mi? olurdu.

 

YARDIM

Okula gitmek için dışarı çıkıyordum. Kapıyı açınca karşı komşumuzun da üç yaşındaki küçük kızıyla dışarı çıkmak için hazırlandığını gördüm. Komşum, kızının ayakkabısını giydirdi ve kendi montunun düğmelerini kapatmaya başladı. O sırada küçük kız, ayakkabılıktan bir çift ayakkabı alıp kapının önüne koydu. Annesi, benim onları izlediğimi fark etmiş olacak ki
-Benim giyeceğim ayakkabıyı seçip, gördüğün gibi önüme koyuyor. Neden böyle davrandığını anlamıyorum, dedi.
Sanırım bu sorunun cevabı şu:
-Anne ve evlatları arasında yardım etme duygusu içgüdüsel bir davranış olmalı ki üç yaşındaki kız da annesine yardım etmeye çalışıyor.

 

ÇARESİZLİK

Yarıyıl tatilinden sonra babam Afyon’a bir iş gezisine gitti. Annem ise gitmesini hiç istemedi. Hatta babamdan mümkünse ertelemesini istedi.
Annem o hafta hem baba hem de anne rolünü üstlenecekti. Annem araba kullanamadığı için evin getir götür bütün işlerini babam, arabayla çok rahat yapabiliyordu. Ayrıca babam, işinden çıkınca annemin iş yerine de uğrayıp onu işten alıp erkenden eve getiriyordu. Sanırım annem iş dönüşünde de otobüs kullanır diye düşünmüştüm. O hafta annemi tanıyamadım. Çünkü on yıl önce ehliyetini alan ve sonra hiç araba kullanmayan annem o hafta arabayla işine gidip geldi, evin ve bizim ihtiyaçlarımızı dışarıdan alıp gelirken araba kullandı.
Bu durum karşısında anneme:
-Anne arabayı neden daha önce kullanmıyordun, dedim.
Annem:
Baban iş gezisine gittiğinin ertesi günü hatırladım bütün bilgilerimi, dedi.
-Neden iş başa düşünce öğreniriz ya da hatırlarız kullanmadıklarımızı?
Cevabı: İnsanız…

 

SEVİNMEK

Arkadaşım Elif, geçen akşam ödev yapmak için bize geldi. Gelince bana küçük bir saksıda yılbaşı çiçeği hediye etti. Çok mutlu oldum ve ilginç bir durumu fark ettim:
İki gün önce benim doğum günümdü. O gün birçok hediye aldım. Annem, babam, ananem… hepsi birer hediye verdi. O gün aldığım çok değerli hediyelere bu küçük çiçek kadar sevinmemiştim. Çünkü o gün hediye alacağımı biliyordum. Bu çiçek ise sürpriz oldu.
İnsanlar, sürpriz hediyelere daha çok seviniyor.

Ayşe Azra ULUTAŞ

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Copyright Joomla. Joomla Templates 2.5 | By M.Özel